İş etiği hakkında

Önce biraz yakınacağım.

Şu hayatta işini bir gün bile ciddiye almayanlardan ve taahhüt ettiklerini yerine getirmeyenlerden. Ne söz verdiğini daha gün bitmeden unutanlardan ya da formalite icabı öyle söylediğini anlatıp “bu zamanda herkes böyle ne yaparsın” diyerek kendini aklayanlardan. Ee bu maaşa bu kadar şeklinde açıklayan sinsi boykotçulardan ve daha nicesinden.

Arkadaşlar bu insanlar nasıl oluyor da başkasına yük olmaktan rahatsız olmuyor? Aynı pozisyonda, aynı görev tanımında nasıl oluyor da alenen kaytarıyor? Yani yapma alanı var ki yapabiliyor elbet de benim sorduğum dışsal kısıtlar değil; hiç mi utanmıyorlar? Şu kadarcık adalet duygusu nasıl olmuyor anlamıyorum. O söylenenlerin hepsini yapmasam da aynı parayı alıyorum neden hepsini yapayım gibi lafı kolayca ederken nasıl oluyor da onun kaytarışlarını bizim sırtlandığımızın farkına varmıyor?

Bana kalırsa bu en ağır ahlaksızlıklardan biridir. Başkasının zamanını boşa harcamak, aslında asalakça ama içten içe sinsi sinsi sevinerek yükümlülüklerini etrafa pay etmek kadar aşağılık bir davranış olabilir mi?

Diyelim ki bir iş görüşmesindesin ve o iş için sence 1000 lira ödenmeli. Aklındaki minimum bu. Ama sana diyorlar ki 500. Kabul edip ederinin çok altında teklif aldığın için 300’lük iş yapacak, diğer yandan koşulları daha iyi olan işleri aramaya devam mı edeceksin? Yoksa o paraya taahhüt ettiğin hizmeti verecek misin? Belki de en başta kabul etmezsin. Diyelim ki ilkini seçtin. Kabul ettin ama içten içe de hıncın var. Aklındakinin yarısı vermelerinden ötürü sömürüldüğünü düşünüyorsun. Sabah gelince güzelce çay simit yapılıyor; kahveler, sigaralar içiliyor ve son olarak gazeteler okunuyor. Kafayı toplayana kadar 2 saat çalışma saatinden yiyorsun. Bir saat verimli çalıştın çalışmadın ya yine sigaraya çıkıyorsun ya da öğle yemeğinde nereye gitsek soruşturmasına katılıyorsun. Yemekler yeniyor bir şeyler oluyor yine zaman geçiyor. 8 saatte 4 saat belki çalışıyorsun. Neden? Çünkü sence sana az veriyorlar. Peki sen neye imza attın? Ne yapacağına dair söz verdin? Onları yapıyor musun?

Empati yapıyor musun? Mesela sen işletme sahibi olsan, çalışanlarının “Babamın şirketi mi yahu bana ne! Zaten çok yüksek kar marjıyla çalışıyorlar ama şu bize verdiklerine bir bak” şeklinde çalışıyor olmaları hakkında ne düşünürdün? Sen onlara en başta sordun, dedin ki şu paraya senden şu şu işleri istiyoruz, yapar mısın? Olur dediler, hatta neden çok güzel yapacaklarını anlatmaya çabaladılar; seçilmeye değer olduklarını göstermeye çalışıp kendi becerilerini pazarladılar. Ama bir de onların  bahsettiğimiz tavırlarına bak. Sen nerede yanlış yaptın? Anlaştığınız koşullarda isteyerek başlamadı mı? Neden böyle oldu?

Yoksa sen maaşlarının zamanla iyileşeğini söyleyip aldattın mı? Bak bu çok fena. Onların verdiği sözlerin nasıl bağlayıcılığı varsa seninkinin de var elbet. Sigortalarını tam yatırdın mı? Bu insanlar yaşlanınca üç kuruş alacaklar yatırmadıysan ya da daha kötüsü belki emekli olana kadar elden ayaktan düşecek.

Çalışanlar olmasa sen de şu anki durumuna sahip olamazdın demeyeceğim. Kimseyi alıkoyarak işe sokmadığına göre, yani iş sözleşmesi tarafların hür iradesiyle imzalandığına göre sen bir teklifte bulundun koşulları söyledin onlar da kabul etti. Neden onlar olmasa sen de olmazdın önermesini zayıf buluyorum sahi biliyor musun? Eğer onlar sensiz olabilseler, bir araya gelip iş kurabilecek olsalardı kurarlardı; kurmadılar. Ne yaptılar? Sana geldiler. Böyle bir ilişkide onların kaybedecek nesi var? İş batarsa maaş ama beraberinde tazminat. Sen şahıs şirketi sahibiysen ömür boyu borç ödemeyi göze almışsın. Bu işler pek akla kara değil gerçi de sen yine de kar marjın el veriyorsa onların insanca yaşamalarına yardımcı ol. Sen belki onun ömrü boyunca kazanmayacağı parayı bir ayda kaybedeceksin. Kendi derdini onun ömründen büyük görüyorsun belki. Ama o böyle mi görüyor? O da tırmalıyor, o da hayatta kalmak için çabalıyor. Sen bu mücadeleye saygı gösteriyor musun?