Paralel Evren 2

Bu şarkıyı çalmadan ölmeyeceğim:

İki kişi Yunanistan’dayız. Sırtımızda çantamız otostop yapmaya çalışıyoruz. Bu yıl da eylül müthiş sıcak olduğundan üzerimizden su süzülüyor. Geçen sefer gittiğimiz kamp alanını konuşuyoruz. Yine karavanla gelmiş yaşlı Fransız amcalar komşumuz olur mu diye düşünüyoruz. O zamanlar kendi yaşlılığımızı hayal etmiştik. Biz de bundan 60 yıl sonra bisikletimizle diğer yaşlıları da alıp sabah gezintisine çıkacak mıyız demiştik. Biz çadırda kalıyorduk, etraf ormandı, kuşlar cıvıl cıvıldı. Üç kuruş paramız vardı ama fazlasında gözümüz yoktu. Sahip olduklarımız güzeldi ve yeterliydi. Meraklıydık, mutluyduk.

Şimdi düşünüyorum neyi farklı yapabiliriz diye. İlk akla gelen o Selanik’e trenle gidemeyişimiz. Ne ilginçti; internetten saatlere bakıyoruz ve koca tren dolmaz herhalde deyip yola düşüyoruz. Sonra gara bir geliyoruz, gişede diyorlar ki bilet yok. Şaşkınlığımız bir yana otobüs hem pahalı hem de keyifsizdi ama ne yapalım. Trenle ne güzel tıngır mıngır gidecektik. Sonra ben keriz gibi kulaklığımı bagajdaki çantamda unutmamış olacaktım. Böylece bütün yol Pakistan’dan gelen mültecilerin telefonlarından son ses açtıkları müziği saatlerce dinlemek zorunda kalmayacaktım.

Hala yürüyoruz. Enez’de geceleri sahilde biracık yaparken baktığımız yerdeyiz. Orada acaba neler oluyor dediğimiz yerdeyiz. Telefon çalmıyor. Kimse iş sormuyor. Usul usul savruluyoruz ve nereye olduğunu merak etmiyoruz. Konuşma ihtiyacı da duymuyoruz. Mesela geçen sefer gezip görmüştük, komik şekilde civarın en ucuz yerlerine denk gelmiş oralarda yemiş içmişiz ama ne eksik hatırlıyorum. İletişim eksikti. Çevreyle iletişim kurmayınca insan yer kaplamaz ya biz de öyleydik. Mesela bir çayırda olsan, oradan geçen kuzuyu sevsen doğanın parçası olursun ama biz ticari ilişkiden öte gidemedik. Normal şartlarda hayalet gibi yaşamayı tercih eden ben, orada ait olma ihtiyacı duymuşluğumu hatırlıyorum. Hani keşke couchsurfing işine falan girseydik dedim. Şarabımızı paylaşırdık, beraber yakınırdık en olmadı mangal yapar keyif çatardık.

Henüz erken. Derin nefes çekip kendime geliyorum. Gölgesinde yürüdüğümüz ağaçlar inceden hışırdıyor. Göz göze geliyoruz.

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *