Dünden ve yarından bugüne

Önce bugünden bir yıl kadar sonraya bakmalıyım. Neden çünkü normal şartlar altında eylülde mezun oluyorum. Gerçi asistanım ama aynı zamanda sümüklü bir öğrenciyim. Aslında dersim de kalmadı. Olsun ben yine de öğrenciyim.

Ne olacak bir yıl sonra diye düşünmeye başlamadan önce şu an abartısız 15 saat bilgisayar başında problem çözmeye çalıştığım günün sarktığı gecenin bir yarısında olduğumu not düşmeliyim. Düştüğüm notları çok seviyorum çünkü bana bu yazıyı yazmaya teşvik eden olay tam da geçen gece gerçekleşti. Twitter’ı bir zamanlar cümleten akıl fikir paylaşıp şakalaştığımız zamanlarda ne güzel ki ben hep sevdiğim, keşfettiğim şarkıları da paylaşmışım. Geçen gece bilgisayardan twitter’a girip 2012’den itibaren paylaştığım medyaya baktım da hey gidi be dedim. Aklımı kurcalayan bir şarkıyı buldum ya eski dosta kavuşmuş gibi sevindim. Şarkı şu:

Gezinirken de kullanış biçimimden memnun oldum. Ruh haline göre şarkılar paylaşmak bence en güzel şey. Yalnız buraya yazma sebebime geliyorum oradakilerin erişimi yıllar geçtikçe sığlaşıyor. Diğer şey de 140 karakter kısıtı. Hiç değilse birbiriyle ilişkili örüntülü şeyler yazmış olmak istiyorum. Millet flood adı altında zincirleme tweet yağdırıyor da bu zamanda kimse kimsenin ne düşündüğünü umursadığını sanmıyorum. Yazanlar umursanmak istiyor tabii de sorsan öyle demezler elbet. Kendime not olarak yazıyorum diyor vatandaş ama biri ne oldu hayırdır desin diye de can atıyor çaktırmadan. İnsanca şeyler bunlar tabii ki böyle olacak. Benim bakış açım şöyle: yüz yüzeyken bile karşımızdaki dediğimizi dinlemiyor, aval aval bakıyorken kim ciddiye alıp da okuyacak ki? Meraktan stalk eylemine girişen olabilir belki ama çok seyrek buluyorum. Yani şöyle stalk seyrek değil de kullanımı çok seyrek. O sosyal medyada paylaşılan şeyler biraz da “bak ben böyleyim” demek için ya hani; tanışma tercihinde etkili olabilir ya da bir sefer sevinçle karşıladığım “ya Okan ben senin neyin var neyin yok her yerden buldum öğrendim” denmesi gibi zaman kazandıracı olabilir. Bak sen şunları şunları seviyormuşsun ben de seviyorum, denk gelmesine çok şaşırdım ne güzel tesadüf demişti de hoş sohbet olmuştu. Sırf böyle küçük ihtimaller için bile yazmayı bırakmamayı gerekli buluyorum.

Şimdi. Ne dedik? Yarından bugüne bakış. Yıllardır aynı evde, tek küçük ve güneye bakan penceresinin önüne mutlaka araba park edilmiş odada gençliğini geçirmişlikten memnun musun? Hapishanede gibi hissettiğini ama yine de gidemediğini hatırlıyorum. Sarımsı boş duvarlara bakıp kırları çiçekleri görürdün. Karnın tok, sırtın pekken işini bırakıp yıllarca fırsatını kolladığın o yüksek lisans programına girmeni hep takdir edeceğim. Diğer yandan yerdeki o kırmızılı siyahlı tozlanmış tango ayakkabılarına bakıp hasretle iç çekişlerini unutmuyorum. Ödenmesi gereken bir bedel vardı sen de ödedin. Üzülecek bir şey yok. Hem bak ne güzel piyano öğreniyorsun. Müzik öğretmeni kuzen sağolsun kolaydan zora metotları verdi ufak ufak ilerliyor daha ne olsun. Sonra malum burası kamuya açık alan, bazı şeyleri söyleyemem de özel hayat-iş ayrımını düzgünce yapmaya çalışmanın faydasını göreceksin. Tavizin bir bedeli/karşılık değeri var; diğer yandan bozulmuş dengenin de ruh sağlığına ne kadar zararlı olduğunu biliyorsun. Kendi kendine konuşurken en çok bu dengeden bahsederdin ve açıkçası şu an da durum farklı değil. Önümde pek çok seçenekle beraber ardını göremediğim olaylar silsilesi beni bekliyor. Makam merakım yokken bu insanlara arasında ne yapacağım bilemiyorum. Bunca entrikadan kendimi sakınıp nasıl enerjimi odaklayacağım gerçekten bilmiyorum. Kurumsalların bu salgınını şu an kapmamaya uğraşıyorsam da yarınlarda tedavisini bulmaya mecbur kalacağım. Bu sebeple de gözleyip eylemsizliğin doğasını anlamaya çalışıyorum. Açıkçası bir şeylerde büyük bir atılım yapacaksam bunlardan biri de bahsettiğim eylemsizliğin anlaşılması ve panzehiri üzerine olsun istiyorum. Bakalım ne çıkacak.

Günlerce evden çıkmadığım zamanlarda sanki ıssız bir adadaymışım gibi zaman algımı kaybettiğimi düşünüyorum. Yaptıklarım ne kadar önceydi, şimdi onun ne kadar sonrası gibi hatırlamaya çalışırken bazen buradaki gibi oluyor. Ne kadar önce olduğunu hatırlamadığım geçmişime laf anlatıyorum, yarınıma telkinlerde bulunuyorum. Diğer içe dönükler neler yapıyor acaba?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *